Kafeinin, adenozin aşkı...

12/20/2018
ile Fahrettin Kerim Avcı

Kafeinin, adenozin aşkı…

Kahve ne zaman içilir veya ne zaman içilmeli” gibi soracak olsalar, Tabii ki her zaman içilir deriz. Doğru aslında sabah, öğlen, akşam, yemek sonrası, mola arası, kalabalık dost sohbetlerinde, yalnız kalıp kafa dinlerken, birde sadece biz Türklere özgü bir ritüel olan kız isteme safhasında “verdik gitti” denildikten sonra içilir. ( ele bir de damat açısından, tuzsuz, bibersizse. Ki bana göre en güzel olanıdır) Ancak, amacınız keyif almaktan daha fazlası kahvenin en önemli ve bilinen moleküllerinden biri olan kafeinden faydalanmaksa, işler o zaman değişiyor.

Evet, kahve içmek keyif işidir. Ama keyfi olarak değil de onun kafein etkisinden daha da faydalanmak ve dinç kalmak anlamında kullanmak istiyorsanız, Öncelikle şunu bilmeniz gerekiyor. Kahveden beklenen etki bünyeden bünyeye veya günlük kullanım oranına göre farklı etkiler gösterebilir. Vücudunuzun, bir kahve çekirdeğinde bulunan yüzlerce molekülden biri olan kafeine karşı ne kadar hassas olduğuda önemli. Çünkü severek içtiğiniz kahvede, kafein molekülü önemli bir uyaran olma özelliği taşır. Bu özelliğinden en iyi nasıl faydalanılabileceği konusunda bilim adamları çeşitli araştırmalar yapmışlar. Psychophysiology ve Clinical Neurophysiology dergilerinde yayınlanan bu araştırmalar sonucunda önce bir fincan kahvenizi içip, en fazla 20 dakika kadar uyumanızı daha doğrusu şekerleme yapmanız gerekiyor. Bu duruma kahve uykusu da denir ve kahvenin etkisini en yüksek seviyeye çıkarak uyku sonrası uyanıklık durumunu daha fazla arttırır. Sonrasında kalan işlerinize ya da güne devam edilmesini öneriyorlar.

Peki, beyinde bizim bilmediğimiz neler oluyor da etki bu kadar artıyor. Kafeinin uykuyu açma ve vücudu zinde tutma mekanizması beyindeki adenozin reseptörleri üzerinden olur. Kafein ve adenozin molekülleri adenozin reseptörlerine bağlanmak için birbirleriyle yarışırlar. Vücudun bir yan ürünü olan adenozin, kendi reseptörlerine bağlandığında vücutta yorgunluk ve uyuşukluk hissi baş gösterir. Adenozin yerine kafein bu reseptörlere bağlandığında hem reseptörü işgal eder hem de adenozin gibi olmadığından hücre içi sinyal tepkimelerini başlatmaz. Böylece uyuşukluk hissi oluşmaz. İşte kahvenin uyarıcı etkisi buradan kaynaklanır. Uyku adenozin moleküllerini temizlediğinden kısa bir uyku sonrası reseptörler boş kalacaktır. Sizin içtiğiniz kahve ve aldığınız kafein molekülleri de yaklaşık bir 15 dakika sonra beyne ulaşacağından tam uyanmaya yakın bütün adenozin reseptörleri bloke olur. Böylece kahvenin uyarıcı etkisini en yüksek seviyede hissedebilirsiniz.


Yorumlar

Hiç mesaj bulunmadı

Yeni mesaj